








| Bayram Ali Öztürk | ![]() |
|
|
#1 (permalink) |
Tüm General
![]() Üyelik tarihi: 18-09-2007
Mesajlar: 1,116
Konular:
Rep Puan: 370
Konum: cemal-i ba kemale seyr de
![]() |
![]() Fatih'te İslamiağa Camii'nni emekli imamı Bayram Ali Öztürk, 1952'de Trabzon'nun Of İlçesi'nde doğdu. Çocukluğu Adapazarı'nda geçen Öztürk, Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldu. Farsça, Arapça, Osmanlıca, İngilizce ve Fransızca bilen Bayram Hoca, hukuk eğitimi de aldı. Büyük İslam alimlerinden İmam Rabbani'nin mektuplarından oluşan 'Mektubat-ı Rabbani' kitabını ezbere bilen ve her pazar sabahı İsmailağa Camii'nde sohbet veren Bayram Ali Öztürk'ün bir oğlu, iki de kızı bulunuyor. Tarih üzerine 20 bin cilt kitap okuyan Öztürk,sewnleri arasında yürüyen KÜTÜPHANE olarak anılırdı.Onu birde öğrencisinin dilinden diinleyelim; Bayram Ali Öztürk’ün 14 yıllık talebesi İsmail Kenan Paçacı, Bayram Hoca’yı anlattı. Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde öğrenciyken tanıdığı hocasından geriye aldığı ilim, içinde binlerce kitap bulunan bir kütüphane ve emanet edilen bir aile kaldı. Paçacı’nın, “İsmailağa’ya kökünü salmış, dalı budağı geniş bir insandı” diye tanımladığı Öztürk 1952 doğumlu. Babasını küçük yaşta kaybedince amcası Bilal Öztürk’ün himayesine girer. İsmail Ağa Cemaati ve Mahmud Efendi’yle (Ustaosmanoğlu) tanışması bu şekilde olur. “Bilal amca Mahmud Efendi’nin çok sevdiği biriydi. Hatta Adapazarı tarafında çok hizmetleri vardı.” diyor Paçacı. Amcası tarafından imam hatip lisesine verilen Öztürk; o zamanki adı Erzurum Yüksek İslam Enstitüsü olan ilahiyat fakültesine girer. Buna, yörenin tanınmış âlimlerinden Mehmet Tavaslıoğlu’dan aldıklarını da ekler. Tavaslıoğlu daha sonra onun için şöyle der: “Gece 11- 12’de kapıda beni beklerdi sırf ders almak için. Ben ilmî sancağımı ona verdim. Kitap değil, insan telif etmesini istedim.” Birçoğu üniversitelerde öğretim üyesi talebesine karşılık hiç kitap yazmaması bu öğüdü tuttuğunu gösteriyor adeta. “BANA KOŞAN ADAM LAZIM” Üniversite eğitiminin ardından İstanbul’a gelen Bayram Öztürk, İsmail Ağa Camii’ndeki derslerine başlar. Gruplar halinde verdiği derslerine İsmail Paçacı da katılır. 8- 10 kişilik gruba katılan Paçacı, “Arkadaşlar 3 sene önce başlamıştı, derse. Bu yüzden açıklarımı kapatmak için dışarıdan eğitim aldım. Aklı süratli çalışırdı. Bir gün bana, ‘İsmail ben yürümüyorum koşuyorum, bana koşan adam lazım.’ dedi.” diye konuşuyor. Bayram Hoca’nın ne eğitim halkasında talebesi ne de yanında misafiri eksik olmaz. Üniversiteden sınıf arkadaşı Prof. Dr. Faruk Beşer gibi birçok isim belirli dönemlerde mutlaka uğrayıp kendisiyle sohbet eder. Bayram Hoca, derslerinde İmam Rabbanî’ye ait Mektûbat eseri üzerinde özellikle durur. Sadreddin Yüksel, Halil Gönenç ve Mehmet Savaş gibi hocalardan aldığı eğitimin yanı sıra kelam ve tasavvufa buna bağlı olarak Roma ve Batı felsefesine aşinadır. Ayrıca İbn- i Sina, Eflatun, Farabî, İhvan- ı Safa yararlandığı diğer kaynaklardır. Okuttuğu kitaplar arasında Osmanlı’nın önemli ilim adamlarından İsmail Hakkı İzmirli’ye ait eserler de vardır, Alman felsefeci Immanuel Kant’a ait eserler de... Belki de bu yüzden talebesi Kenan Paçacı’ya okuttuğu ilk kitap bir Yahudi, Hristiyan, Müslüman ve ateistin çatışmasını ele almaktadır. CAMİ, KÜTÜPHANE VE KİTAPÇI ÜÇGENİ Öztürk, Malezya Üniversitesi’nden hocalık daveti dahi alır. Ancak hiçbir zaman sözünden çıkmadığı Mahmud Efendi’nin “Derslerine devam et.” tavsiyesiyle bunları değerlendirmez. Yine de yurtiçinden de yurtdışından da birçok konuda görüşlerine başvurulur. Fransa’dan gelen ziyaretçiler de bunun bir göstergesi: 1995’te bir Fransız dergisi Nakşibendî tasavvufuyla ilgili bir makale yayımlamaya karar verir. İstanbul’daki Fransız Konsolosluğu’yla irtibata geçilir ve konuyla alakalı bir uzman adı istenir. Konsolosluğun cevabı gecikmez: Fatih İsmail Ağa’da Bayram Ali Öztürk’e gidin. Kenan Paçacı o günü şöyle anlatıyor: “Derste olduğumuz bir gün kapı çaldı. İçeriye biri Türk diğeri Fransız iki kişi girdi. Durumlarını ne yapmak istediklerini söylediler. Hocam da dersi bitirdikten sonra onlarla görüştü. O dergiden hocama da gönderdiler.” Bayram Hoca, sabah namazına kalktıktan sonra manevi programını yapar sonra talebelerinin yanına geçerdi. Dersler 9’da başlar 1’e kadar sürerdi. Her gün en az 6 gazeteyi inceler, haftada en az 2- 3 gün de Türkçe ve Arapça neşriyatı Cağaloğlu’ndaki kitapçılarda takip ederdi. İkindi namazından sonra evinin işleriyle ilgilenirdi. Akşam ya da yatsı namazından sonra ise evine giderdi. “Onun asıl evi kütüphanesiydi. Okumadığı hiçbir kitabı raflara yerleştirmezdi.” diyor, Kenan Paçacı. Bayram Hoca’nın cami kürsülerinde işlediği konular arasında misyonerlik faaliyetleri ve Hz. Muhammed’e ve sahabeye dil uzatan Şii kökenli öğretiler de var. Bu konularda yüzlerce kaynağı elden geçiren Bayram Hoca talebelerine de bu kitapları okuturdu. Bu ülkenin bu milletin sevdalısı gerçek bir ALLAH dostu insandı.''Güneş balçıkla sıwanmaz'' ALLAH tan rahmet dilerim,mekanın cennet olsun. |
|
|
| Konu toprakkokar tarafından (06-25-2008 Saat 05:27 AM ) değiştirilmiştir.. Sebep: . | |


